27 Nisan 2012 Cuma

Odam!

28 yorum
Kibritçi kız için:

İşte odamın düzenlenmiş hali:


Burası müzik bölümü gibi bir bölüm. En üstte plaklar, ortada cdler, en altta filmler var :)





Bu da odam. Her şeyi puanlı alma çabam da ayrı bir konu.



Bugün de morhipo'dan bu nevresim takımını aldık. Siyah beyaz, odamla da uyumlu olur. Çok mutlu oldum.


İşte böyle. Odamı çok sevdim keşke okul hiç bitmese. Bu oda için İstanbul'a gidesim yok. İstanbul'daki odam minicik ve hiçbir şey sığmıyor. Dolabım bile sığmaz o derece.

Keşke bu evi İstanbul'a taşıyabilseydik :)

Bu arada okulla beraber Mersin'e gideceğiz sanırım. Tam belli değil ama korolar şenliği varmış orada birkaç parça söyleyeceğiz. Mersin'e de hiç gitmemiştim çok heyecanlıyım :)

Müzik de bu olsun (son birkaç günde 100 kere dinledim galiba) : TIK (


22 Nisan 2012 Pazar

Banyo!

18 yorum
Çarşamba günü taşınacak olan biz, ani bir kararla yarın taşınıyoruz!

Çok mutluyum! Çünkü babamın bonkörlüğü tuttu ve bana özel olan banyoma ne istesem aldı.
Korkup en ucuzunu seçiyorum, diyor ki "Beğendin mi ki onu? Beğendiğini alalım."

Şaka gibi. Sanki benim babam değil. Böyle yüzüne bakıyorum, sanki her an geçecekmiş o durum gibi "Uyanmadan alayım bari" modunda aldım attım arabaya.

Sevinçten ölebilirim. Ablam da IKEA'dan (oha reklam gibi kocaman yazışım) puanlı büyük yastık almıştı. Onu da boş kalan peteğin önüne yere koyacağım. Yerde oturup kışın sırt ısıtıp çay içmelik.

Fotoğrafını koyayım banyomun iki tane. Bu arada sanırım yazı için koyduğum fotoğraftaki duş perdesi de benimkinden :O Nasıl bir secret yaptıysam artık :)

Bu genel görünüm (Sağdaki kapaklı kutu kirli çamaşır için) : 



Bu da paspasım özellikle görünsün diye çektiğim fotoğraf :)


       


Bu da, yarın eşyaları konduktan sonra odaya benzeyecek olan boş odam. 



İşte böyle! Yarın yeni halinin de fotoğrafını çekerim. Ahaha yalnız odayı çekerken cama yansımışım duruşuma yüz gün gülebilirim galiba.

Keşke şu evi toparlama işlemleri olmasa. Şimdiden çok yorgunum ve sanırım sabahlayacağız :(

Sizi severim ve çok sevdiğim bir parçayı buraya koyarım!


15 Nisan 2012 Pazar

Taşınış Destanı

8 yorum
Eveet! Ne zamandır yazmıyordumm! Sizleri çok özledim!

Öncelikle, oturduğumuz evi satmıştı muhteşem ev sahibi. Ardından kızı vefat etti. Sanırım çok sinirlendik. Korkuncuz galiba. "5 yıl ev senindir. Ona iyi bak." modunda davranan biri sonradan evi satınca insan sinirleniyor haliyle.

Ne zamandır yeni ev arıyorduk. Bizim bir akrabamız da yeni eve taşınmıştı 1 yıl önce. Kocamandı ev bayılmıştık. 3 katlı apartman. Bodrumla beraber 4 daire vardı. Keşke biz de böyle büyük ve ucuz bir yer bulsak diye bekliyorduk. Öyle bir istedik ki, adam kiracılarla anlaşamayıp yüksek giriş katındakileri evden çıkardı. Yani tüm apartman adamın. Adam biraz sorunlu ama bizim akrabamız olan kişi adamı bodruma çekip tehdit ettiği için, adam bize karşı pamuk gibi.

Öncelikle evi gezmeye gittik. Ben yerdeki mermerde kırık bir yer gördüm. Oraya basıyordum ki beni gördü. "Ben yaptırırım onuuu" dedi. Evi boyattı. 375 liraya tuttuk. Depozito da almadı. 3+1 ayı gibi ev ve minibüse daha yakın. Ev o kadar büyük ki kocaman bir odam, ebeveyn banyom var. Hep hayalimde olduğu gibi!

Şimdi o banyoya puanlı duş perdesi aldık. Duşakabini olmaması gibi bir sorun var. Ama olsun yeter ki benim olsun. Hep o sevimli duş perdelerinde gözüm kalırdı. Aldım böyle beyaz üzerine puanları olan bir duş perdesi. Aha da şunu aldım : TIK


Şimdi de tam öyle deseni olan bir yastık istiyorum ama kocaman bir yastık. Bir de nevresim takımı. Kocaman yastığın amacı, oturmak için olması :) Yani kaloriferimin önü boş kalıyor, oraya yere koysam ne güzel olur diye düşünerek böyle istedim.

Anneannem ve dedem 1 aydır bizde kalıyor. Bu nedenle taşınmayı ertelemek zorundaydık çünkü doğal gazı açmaları 3 gün sürüyormuş. O sırada anneannem üşümemeli. 25 Nisanda taşınıyoruz sanırım.

Eskiden anneannem hep yaptığımız işlere kusur bulur, beğenmezdi. Beni hep sevmediğini düşünürdüm. Buraya gelmeden iki gece önce tansiyonu fırlamış ve hastaneye kaldırmışlar. Bir de geldi ki anneannem o günden sonra pamuk gibi olmuş. Hep ellerimi öpüyor, sevgi dolu  bakıyor, her yemeğimizi beğeniyor. O yüzden anneannemler kaldığı sürece gayet mutluyum. Hiç rahatsız olmuyorum. Hiç bir şey emretmiyor. Ben yine de ona bakıyorum ve çok hoşuma gidiyor. Neresi ağrısa internetten bakıp ona göre bitkiler içiriyorum, masajlar yapıyorum, banyo yaptırıyorum. Tam hayırlı torun oldum galiba. Ama insanın içi aşırı bir şekilde rahatlıyor.

Bir de dedem kadar aşık bir insan var mı acaba? Dedem şekeri dışında sağlıklı bir insandır. Boyu uzundur kilosu idealdir. Yürüyüşünü yapar vs. Ama anneannem hasta olunca ona da bir şeyler oluyor. Anneannem iyiyse o da iyi oluyor. Hep anneannemi övüyor, sürekli gözlerinin içine bakıyor. Her gece anneannemi tuvalete götürmek için uyanıyor (Anneannemin beyninde o gece bazı damarlar tıkanmış, bu yüzden çok unutkanlaşmış. Tuvaletin yerini hep unutup evin içinde dört dönüyor.), aşkım diyor, anneannem şarkı söyleyince "Kalbim duracak söyleme." diyor. Sürekli ona şarkı söyletmeye çalışıyor. O kadar tatlılar ki.

Bir de anneannem tansiyonu olduğu halde ağır ağır yemeklerden yemek istiyor. Canı çekiyor. Dedem de ona "Hamile" diyor çok gülüyorum. Dedemin komikliği ayrı bir olay.

Geçen gün de anneannemin yine bir yeri ağrıyor. Bir baktım dedem ayağa kalktı geri koltuğa düştü sonra tekrar kalktı. Meğer başı dönüyormuş sabahtan beri. Tansiyonuna baktık bir şeyi yok. Şekerine bakamadık ölçüm aletini unutmuştu. Ben de internete koşup şeker ölçüm cihazlarının fiyatına baktım. 19,25 arası değişiyordu. Koşarak eczaneye koştum. İşte "Şeker ölçüm cihazı var mı?" dedik, gayet kendimizden emin. Ekmek alıp çıkacak gibiyiz. Evet 50 lira, kan kartları da varmış o cihazların adını bilmiyorum onlarla beraber 79 lira. Oh yeah dedim ama verdim çünkü o an dedem iyi olsun istedim sadece. Zaten anneannem 100 lira vermişti bana onur belgesi için (bunu birazdan anlatacağım). Ondan ödedim. Sonra babamdan aldım hayvanca.

Eve geldik tabii dedem kızdı niye aldınız niye para harcadınız diye. Sonra bir ölçtü şekeri çıkmış. Yaa iyi ki almışız ayağına getirdik. Dedem de kabullendi durumu.

Sonra yine internetten şeker düşürme yollarına baktım dedemde uyguluyorum.

Onur belgesine gelince.. Okulda gezinirken arkadaşım dedi ki : Şu listeyi gördün umarım. Tabii ben yere baka baka okula girdiğim için panolardaki şeyleri hiç görmüyorum. Bir baktım onur belgesi almaya hak kazananlar içinde adım var. Şok olma destanları içinde belgemi aldım. Şöyle de bir tipi var:


İşte böyle.. Sınavlardan dolayı da pek giremiyorum bloguma. :( Ama sonunda bitti!

Şu an açıklanan notlarım :
İtalyanca : 100
Opera ve müzik tarihi : 100
Solfej : 100

Devamı da böyle gelse keşke. Hiç sekmese ama yok öyle bir dünya :)

Geçen gün listeye bakmamı isteyen arkadaşımın doğum gününü kutlamak için dışarı çıktık. İlk defa içki içmeye karar verdim. Gece de aynı arkadaşımda kalacağım için, geç dönebilecektim. Tekila içmeyi denedim. Çok eğlenceliydi. 3 tane içtim. Hiçbir etkisi olmaması üzdü beni ama sonradan normal halimden daha rahat davrandığımı farkettim. Çok güzeldi keşke hep öyle davransam. Şarkı söylüyordum (normalde hep utanırım), içimden geçeni söylüyordum. Kendini kısıtlamamak güzel şey. Kişiliği böyle olan insanlar var. Çok özeniyorum!

Bu arada bu videoya bayılıyorum. Neden bu kadar güldüm bilmesem de :


Her şeyi anlattım galiba. Yeni ev taşınırken internetim kesilecek doğal olarak, ama dönüşte gelişmeleri aktarırım. Herkes de benim hayatımdaki gelişmeleri merak ediyordu zaten hıhı.

Çok sıkıldım bu evden. Ayrıca zaten yine karınca basıyor her yeri. Gidiyoruz senden, rahatça pislen, lanetli ev. Numaran da 13'tü zaten!

Müzik de koyayım, neşemizi bulalım : Lalalalaaa
 

Feli Jo Design by Insight © 2009