25 Mart 2012 Pazar

Ölüm

12 yorum
Şimdik şöyle başlıyorum yazıma. Perşembe günü koro hocamızla konuşurken "23-26 Mart arası Uranüs Dünya'ya yaklaştığı için çok kötü şeyler olacakmış. Kazalar, ölümler vs. Dikkat edin. Hele de Pazar günü kimse zorunda olmadıkça dışarı bile çıkmamalı." dedi. "İç sıkıntıları olacak" da demişti.

23'ünün akşamı Can Bonomo konseri vardı ve biz bilet almıştık. Önce o yüzden bir korktum. Çünkü hatırlarsanız 20 Haziran 2010'da Mia'yla MFÖ konserine gitmiş, dönüşte trafik kazası geçirmiştik. Yine böyle korkarken, gün çok güzel geçti. Konser bitti. Sağlam bir şekilde eve döndük.

ama...

Öbür gün neler olacağını düşünmemiştik. Bugünü atlattık diye rahatken, sabah anneannem annemi aramış, "İçimde bir sıkıntı var, Eskişehir'e gelmek istiyorum." demiş. Sonra annem de gelin demiş. Sonra ben ve arkadaşım, eczaneye gittik arkadaşım iğne vurulacaktı B12 vitamini eksikliğinden dolayı. Ama eczanede iğne vurmuyorlarmış geri döndük. Sonra anneme bir telefon geldi. Anneannemin dayısı kalp krizi geçirmiş, hastanedelermiş. Biliyorum şimdi "Oha anneannesinin dayısı" dersiniz ama Eskişehir'de yaşadığı için ve buradaki nadir akrabalarımızdan biri olduğu için sık sık görüşür evine giderdik. Yani çok yakınımızdı. 2 sene önce tanıdım sayılır onu. Çünkü İstanbul'a pek gelmiyordu.

Neyse apar topar hastaneye gittik ama ben normal gülüyorum, konuşuyorum. Gideceğim yerdeki insanları da öyle sanıyorum, geçici bir şey, iyi olacak sanıyorum. Gittiğimizde bir baktım herkesin yüzü asık. Bazıları ağlıyor. Oğullarından biri "Kurtaramayabilirlermiş. Damarı tıkalıymış, anjiyoya cevap vermemiş. Durumu kötüymüş." dedi. Ben de ortamın etkisinden mi, büyük dayıya olan sevgimden mi bilmem ağlamaya başladım. Ama hala iyi haberi de bekliyorum.

Ben "Daha ne kadar burada kalacağız? Acaba iyi olacak mı?" gibi düşünceler içindeyken, oğlu durumu sormaya gitti ve telefon geldi. Kurtaramamışlar. O anki şokumu anlatamam size. Aniden çok fena herkes ağlamaya başladı ve hastanede yürümeye başladık. Ben önceden hiç böyle bir ortamda bulunmadığımdan nereye gittiğimizi bilmiyordum. Bir yerde oturduk, neyi bekliyoruz bilmezken, soldaki kapıda bir yazı gördüm : Morg, otopsi yeri.

Yine çok acayip oldum. Torunu geldi. Aradıklarında kıza sadece "Tansiyonu çıkmış hastanedeyiz gel" demişlerdi. Kız 1km'lik yoldan gelene kadar vefat etmişti bile. Kız hiç ağlamıyordu ben de şaşkınlıkla ona bakarak ağlıyordum. Sonra birden patladı. Benim ağlamam iki katına çıktı. Annelerimiz ağlamayı bırakıp bizi teselli etmek için sarıldılar. Sonra dayıyı getirdiler.. Tüm akrabalar (annem ve ben hariç) morga girdiler. Ben bakamazdım, psikolojim daha fazla şeyi kaldıramazdı.

Sonra düşündüm. Hayat ne kadar acayip. Adamın bir sağlık sorunu bile yoktu, turp gibiyim der dururdu. Sabah kahvaltıda da çok iyiyken cami çıkışı kalp krizi geçirip yere yığıldı. Hem de hiç beklemezken.

Anneannemin sıkıntısı anlaşıldı. Yarın buraya geliyorlar. Umarım onlar sağlıklı olur hep!

E bu yazıya da müzik ve resim düşünemedim. Affedin blog arkadaşlarıı! Umarım bir dahaki yazım da çok neşeli olur.. Hatta sizi germemek için de bir küçük güleyim şuracığa ":)"

3 Mart 2012 Cumartesi

Rejim

14 yorum
Merhaba sevgili izleyiciler.

Yıllar sonra doktora gittim. Son zamanlarda hunharca yediğimi farkettim. Özellikle İstanbul'da sürekli arkadaşlarımla buluştukça dışarıda yiyip durdum. Sonra dedim böyle nereye kadar?

2 gün önce de okulumuzun içindeki Mavi Hastane'deki diyetisyene gittim. Çok tatlı bir kadındı. Her şeyi söyledim açıkça. 18 saat uyuma rekorum mu dersiniz, eti çok sevdiğimi mi dersiniz. Hepsini anlattım. Kadın da bana bir rejim yazdı.

Tabi kan tahlili de yaptırdık. Kolesterol AŞIRI yüksek çıkınca beni bir korku sardı. Şimdi çok güzel uyuyorum diyetime 3 gündür. Bu sefer bozacağımı sanmıyorum. Ölme korkusu ayrı bir olay.

Diyorum ben böyle diyete uymamışım yemişim yemişim, sonra damarlarım tıkanmış pat diye ölmüşüm. Öyle şeyler düşünmekten, hiç yolumdan şaşmıyorum, şaşamıyorum.

Öncelikle doktor, çok su içmediğim için günde zorunlu 6 bardak su önerdi. Sonra günde 1 saat yürüyüş, süt, bal, ayran, kepek ekmek, kuru kayısı, badem, et.. Rejimde zaten her şeyden var. Sürekli yiyorsun ama az az. Günü mutlu ve tok bitiriyorsun sürekli yediğin için. Sevdim bu diyeti. Yediğim şeyler brokoli falan olsa da doymuş olmanın mutluluğu var. Hem brokoli de çok güzelmiş.

Daha 3. günden süzülmeye başladım adeta. Kar altında yürüyüşümü de yaptım. Uykum da düzenli oldu. Düzensiz olan tek şey blog yazılarım. Bunun için de özür dilerim.

Boş zamanlarda da sürekli Leyla ile Mecnun izliyorum. O olmasa film izlerdim. O yüzden pek giremiyorum internete ama sürekli yorum var mı diye de bakıyorum (hiç olmuyor ama inatla bakıyorum)

Sizleri seviyorum. Gelişmeleri aktarmaya çalışırım. Umarım fit bir Feli'yle karşı karşıya kalırsınız.

Şarkı da şu olsun : TIKLA
 

Feli Jo Design by Insight © 2009