29 Ocak 2012 Pazar

Ajanda

18 yorum
Sürekli sevimli ve küçük bir ajanda arayıp, unutmamam gerekenleri not almak istemiştim. (Resimdeki gibi değişik bir şey) Sonunda geçenlerde siyah bir ajanda aldım. Ama fazlasıyla ciddi. Yani daha güzel yeni bir ajanda bulursam mutlu olabilirim. Böyle puanlı falan olsa.

İstanbul'a geldiğimden beri her şeyi yazdım. Pazartesi şununla buluş, Salı onunla buluş ve şunu şunu şunu al. Artık her şeyi unutacağımı düşündüğüm için yazıp duruyorum ve çok eğlenceli.

Geldikten bir gün sonra ablamla Kadıköy'de buluştuk. Sadece 3 saat görüp evimize geri döndük. İstanbul'dan nefret etme nedenim sadece şu ki, ablamı 3 saat görmeye gittik, neden tüm gün bitti? Çünkü o yol. Ah o yol ve kalabalık! Eskişehir'de bir günde tüm şehri gez, arkadaşına doy, sevdiğine doy. Bu nedir böyle?

Neyse ikinci gün gidip anneannemlerde oturduk tüm gün. Kuzene ipad2 alınmış. Aynı kuzende PSP, PS3, hayvani güçte bir laptop, odasında masaüstü bilgisayar da vardı ama bu da alınmış işte. Yaşı ise 15! (Hayıır hayır kıskanmıyorum hıhı)

Üçüncü gün kuaför, terzi, dayıma sürpriz doğum günü vs. diye hemen geçti.

Dördüncü gün Bakırköy'e gittik biraz gezip döndük.

Beşinci gün sonunda evde dinlendim. Oh be! Babamdan 50 lira da almışım onu da yazmışım.

Altıncı gün!! Sonunda bir arkadaşımı görüşüm. Miaaa! Mia ve bana yaptığı o güzel kutu! İçinde bir sürü hediye olan o kutu! İçindekileri çıkarıp kullanmaya bile kıyamıyorum. Paketleri bile duruyor kutuda (Parfüm hariç eheh) Bir de utanıyor az hediye var diyee! Ne tatlıı!!! Şimdiden özledim ve o gün yine bize yetmedi!!

Yedinci gün!! Aşırı eğlenceli ikinci gün benim için. Başka bir arkadaşım ve yeğeniyle buluştuk, tüm gün geyik yapıp gezdik. Masa hokeyi oynadık. Acayip bir alete binip beynimizi mahvettik. Ama çok eğlendim. Bu arada babam o hep istediğim termos bardaktan aldı. Mia'yla beraber aldığım bardak su geçirdi ve utandığım için babamı yolladım değiştirmesi için.

Sekizinci gün ablamla geçti, evimizin yakınındaki alışveriş merkezine gidip boş boş gezdik. Annem bana hediye olarak elbise almış, boyunu kısalttırmış. Tam bir sahne elbisesi. Çok sevindim görünce!! Akşam da dayımlar geldi. Dayımlar gittikten sonra ablamla "Midnight in Paris" filmini açtık, ama uykumuz geldi uyuduk (filmi önceden izlediğim için inatçılık etmedim.) Woody Allen'ın hayallerini seviyorum.

Dokuzuncu gün: Ablam biraz önce gitti. Şu an o günü yaşadığımı belli etmek istedim. Gitme diye sarılsam da etki etmedi. Yarın da lise arkadaşımla Taksim'e gidip, bana okulu kazandıran şan öğretmenime uğrayacağım! Huhhuu! Babadan bir 50 daha alınmalı (sömürüş destanı)

Salı günü de sanırım Kapalıçarşı'da kumaş arayacağız. Hadi bakalım!

"Şimdi bu kadar yazdın da bize ne!" derseniz haklısınız. Boynum kıldan ince. Ama işte ben de içimi dökeyim dedim be! Yapmayın be!

Şimdi gezeceğim yerlerde yeni bir ajanda aşkıyla dolanmalıyım ve beni bekleyen o güzel ajandayı bulmalıyım!

Müzik de şu olsun o zaman : Tıkla! (Yedinci gün buluştuğum arkadaşın da telefon melodisiydi. Çok güldümdü.)

Yazıyı 11:45'te bitirdim ama komşunun internetini kullandığımız için (babam burada böyle takılıyormuş biz yokken) internet gitti. Ancak bu saatte yayınlayabildim. Ühü!

15 Ocak 2012 Pazar

Feli'nin Piyano Kayıtları

10 yorum
Merhaba! Size piyano sınavında çalacağım, çalamayacağım her şeyi kaydettim.


Sınavın 1. aşaması :

Önce sol majör gam geçilir, arpej marpej yapılır aha böyle yapıyoruz biz : Şuradan.

Bu gamı gavurlar şöyle çalıyür. Ben de öyle çalıp kaydettim. Böylesi daha güzel keşke biz de sınavlarda böyle çalsak : Şuradan.


Sınavın 2. aşaması :

Tüm sınıfın çalması gereken zorunlu parça (Etüd) : Şuradan.


Sınavın 3. aşaması :

Herhangi bir Bach çalınacak (aha bunda bir ton yanlış bastım, sinirlenip hızlandım, yalan yanlış çaldım, küçümsemeyin a dostlar) : Şuradan.


Sınavın 4. aşaması :

Bu aşamada çok şükür bize bırakıyorlar parçayı. Bir tane serbest parça : Şuradan


Ve bitiyor. Geril geril geril, imzanı at çık. Bir de pedala çok bastın falan demiyorlar mı! Neyse sakin olmalıyım. Umarım Bach'ı normal çalabilirim sınavda.

Seviyore ben sizi. Bu arada googhan! Ukuleleni çok kıskandım!

7 Ocak 2012 Cumartesi

Feli Jo'nun Sesi 2

11 yorum
Dün yine konser verdik ve çok heyecanlıydım. Bir gün önceden 75 saat boyunca elbise aradık. Dolapta bir ton elbisem olduğu halde, siyah opak çorapla hiçbiri güzel olmadı. Ya elbise uzun, ya kolu kısa, ya boleroyla uymuyor; derken annemin tuniğini elbise olarak giydim ve çıktım. Sahnede ilk parçayı söylerken, arkadaşımı seyirciler arasında görünce, parça arasında kıza göz kırptım. Tüm salon kahkahalara boğuldu. Ben de kendimi alamayıp güldüm. Sonra pat diye parçaya girdim :)

Büyük bir heyecanla söylemeye çalıştığım parçayı şuradan dinleyebilirsiniz.

Parçanın sözleri:
Affanni del pensier, un sol momento datemi pace almen, e poi tornate. (Handel'in 3 lafı çevire çevire söyleyip, aria antiche yapması.)

Anlamı:
Ruhumdaki kaygılar
Bir anlığına
Huzur verin bana
Sonra yeniden geri gelin.

Bu arada pazartesi finaller başlıyor. Korku doluyum! Çok vahşi bir ödevin üstesinden gelmeye çalıştığım için bloga yazamıyordum. Ödev bitti, şimdi de finaller. Ayrıca yarın da 5 gün yağacak olan kar başlayacak. Karın yağmasını çok seviyorum ama annem beni okula arabayla bırakamayacağı için üzülüyorum. Sınav günü o soğukta dışarıda olmak korkunç.

Parçayı beğenmeniz dileğiyle.

Sizi çok özledim. Öperim.
 

Feli Jo Design by Insight © 2009