30 Haziran 2011 Perşembe

Yeni Blog ve Mia Böreği

7 yorum

Hala ameliyat ağrımın geçmediği şu dönemde, bir arkadaşımdan aldığım teklifle, boğazımın ağrısı biraz azaldı sanırım. Şimdi şöyle oluyor:

Arkadaşım Ç.'nin bir alışveriş sitesi var. Ben bu sitedeki ürünleri, indirimli olarak satan kişi olacağım. Yani ben bir indiriciyim! Ne güzel bir görev!!

Peki bunu nasıl yapıcam?

Öncelikle bir blog daha açıp, ürünlerin fotoğrafını koyucam. Beğenenler bana haber verecek. Ben de "Hadi sana şu kadara bırakıyorum." diye indirimden sorumlu oluciim. Bu benim maaş alacağım ilk işim olacak ama, kimse almazsa maaşı nasıl alacağımı da bilmemekle beraber, umarım satış yapabilirim çünkü bu işlerde pek başarılı değilim.

Belki dedim izleyicilerim bana yardım eder eheh..

Bu arada yarın doktora kontrole gidiyorum ve 2 yıldır yapamadığım tatili yapıp yapamayacağımı öğrenicem. Mesela sıcak şeyler yasak, sıcağa çıkmam yasak. 1 hafta geçtiği halde ya bana güneşlenme, yüzme derse. O zaman tatilin mantığı ne ola ki? :(




Dün Mia'm geldi ve bana günlerdir beklediğim o böreği pişirdi. O böreği yaparken kapı çaldı ve ben babam zannedip lönk diye açtım. Meğer üst komşu kandil için şu hamur kızartmalarından getirmiş. Ben de aldım koydum mutfağa ama bir sorun var. Sert şeyler yememeliyim. Ama ben bu hamur kızartmasına dayanamam? Bir tanesinin yarısını çok çiğneyip, her lokmadan sonra bir yudum su alıp yersem sanırım boğazıma bir şey olmaz dedim. Ama olmadı mı? OLDU!

O güzelim Mia böreğini beklemeden o hamuru yiyip boğazımı kızarttım. Tekrar acılar, ağrılar başladı. Tahriş tahriş diye bağırıyor hala boğazım. Böreği de çok zor yedim acıyla ama iyi ki tat alıyordum da o güzel tat mideme doğru gitti!! Eline sağlık Mia'm!!

Ha bir de ttnetten kademeli 3g mobil internet paketi aldırdım babama! Yazın da internete girip yazılar yazabilirim umarım. Bu ara yazı yazasım var ama zaman yok yine :( Yarın doktor, öbür gün yolculuk derken geçiyor günler.

Yazımı ŞU müzikle sonlandırmak istiyorum.


-SONLANDI-

25 Haziran 2011 Cumartesi

Bademcik Günlükleri

4 yorum
Pat diye konuya dalmak istiyorum. Sene boyu Eskişehir'in havasından mıdır nedir hep bademciklerim şişikti. Öyle bir şişiyordu ki küçük dilim de ona yapışıp kalıyordu. Şan derslerinde falan ders sonunda da sesim gitmiş oluyordu.

Bu yaz onlardan kurtulmalıydım! Hemen İstanbul Bakırköy'deki ENT (KBB Hastanesi)'den randevu aldık. Gittik doktorcuğum dedi ki "Bunlar böbreğe ve kalbe zarar verecek büyüklüğe erişmiş alınması lazım." Hah dedim ben de onu istiyorum. Annem de doğumlarını narkozla gerçekleştirmiş biri olarak narkoz verilmesinden çok korktu (beni doğururken elektroşokla hayata döndürmüşler kendisini). Doktor da eğer narkozsuz olursa çok acı çekebileceğimi söyledi. Bunu tabi ki istemeyen ben "Narkoz olsuun! Narkoz iyidir!" diye gezdim dolaştım.

Ve ameliyat günü geldi çattı. Bir gece öncesinde korkudan uyuyamadığım ameliyat günü. Ve sonraki günler de uyuyamayacağım.. Önce hastaneye girdik. Bir adam giriştekilerle kavga ediyordu. Çocuğu sünnet olacakmış narkozla (çok mantıklı) ama doktor hala gelmemiş. Biz de korktuk noliy diye. Sonra bizi odamıza aldılar. Böyle adeta otel odası. Sonra hemşireler geldi (tabi ameliyatımı ENTdeki doktorla ama başka bir hastanede gerçekleştirdik.) Bir tanesi kolumda iki delik açtı. Damarı bulamayıp gitti. Sonra erkek bir hemşir (?) geldi o da elimin üstünü deşti. Baktı olmadı, en son bileğimizin şu çok görünen damarına soktu iğneyi. Abbov bir ağrı oluştu ama alıştım sonra. Neyse sonra kızın biri geldi bi sıvı boşalttı. Ben sürekli espri yapıyorum bir stres gelmiş. Dedim şimdi mi bayılıyorum? Kız da şok oldu "Yok bu sadece damarınız tıkanmasın diye bir sıvı" dedi. Yok şaka zaten dedim tip tip bakıp gitti :)

Bu arada bir teyze gelip beni giydirmişti söylemeyi unuttum. Hastane geceliğim oldu bone falan. Sonra sedyeyle geldiler. Önceden internetten bu bilgileri aldığım için biliyordum sedyeyle ameliyat yerine gideceğimi. Yattım sedyeye çiyuvv diye hastane koridorlarını gezdim. Kırk saat asansörü rahat bırakmadılar onu bekledik anestezi uzmanıyla. Sonra çıktık asıl katımıza. Gene bir şey enjekte ettiler bileğimdeki o bıcır plastikten. Dedim bu ne peki? Sakinleştirici dedi. Sonra sakinleştirici derken narkoz mu falan diyordum. Opera muhabbeti yapıyorduk. Sonra göğsüme mavi bir şeyler takıyorlardı ama ne zaman bayılıcam ki çok bilinçliyim diye düşünüyordum. Ama en son göğsüme o mavi şeylerin takıldığını hatırlıyorum. Nasıl bir hızdır!

Ve ameliyat..

Gizem Hanım!! Gizem Hanım!! Gizem Hanım! (Bir erkek bir kadın sesi bunlar) Bu sesle de uyandım. Aaa böyle bitmiş ameliyat falan. Bileğimde farklı bişeyler. Odaya götürüldüm. Böyle hiçbir şeyi hissetmemenin verdiği sevinçle (ve konuşabiliyordum acımıyordu pek o an) güle güle konuştum sürekli. Bu sırada Mia'yla mesajlaşmaya başladım serum yerken. Çok lezzetliydi serum. Birden Mia demez mi ben de aynı hastanedeyim. Bir sevinç bir eğlence. Hemen oda numaramı öğrenip geldi. Hastanedeki ilk ve tek ziyaretçim Mia'm olduu!!

Mia yanımdayken doktor geldi. Bu gece burada kalmak ister misin dedi. Hayır dedim. Tamam zaten gerek yok dedi. Üçüncü gün ağrıdan duvarları tırmalayabilirsin dedi. Korkuyla üçüncü günü bekledim. Üç gün boyu dondurmadan bıktım. Küçük dilim tüm boğazımı kapladı (evet o kadar büyüyebiliyormuş) Acısını da anlatamam. Ve 1 hafta sıvı besinlerle doymaya çalışmak. İlk gün serum mu doyurmuş nedir hiç acıkmadım ama ikinci gün canım nasıl lahmacun falan çekiyor o derece sert şeyler. Boğazımdaki acı da çok hoş. Süt, dondurma, soğuk su, emilen buzlar.. Çok sıkıcı. Suyu bile yutarken ağrı çekmek çok sinir bozucu! Dondurmadan da tiksinmeye başladım ki buna hiç inanmazdım ameliyattan önce.

Bugün dördüncü günüm ve üçüncü günden daha fazla gibi ağrım. Yani asıl bugün tırmalıycam duvarları galiba. 3 tane mimim var ama niyeyse önce durumumu belirtip çektiğim acılardan dolayı yazamıyorum demek isterken upuzun yazı yazdığımı farketmedim. Genelde uyuyorum ki hızlı geçsin ağrılarım.

Not: Bu arada konuşamıyorum. Konuşurken de mıylıyorum. Baba diyecekken bebe diyorum anneye enne diyorum. Bir kibarlık geldi ki sormayın.

Sizleri çok seviyorum.

Bu da müzik olsun : TIK

9 Haziran 2011 Perşembe

Bittiii!!!

16 yorum
Bugün son sınavıma girdim ve okul bittii!

Biliyorumm okulu kazanmak için ne kadar yırtınmıştın diyeceksiniz. Ama bir sene boyu okula gidip gelmek insanı yoruyor ve bitince ister istemez ohh be diyor insan.

Okul çok acayip. Buradaki insanların çoğu güzel sanatlar lisesinden mezun olduğu için, arkadan kuyu kazmalara, dedikodularının yapılmasına alışmışlar. Ama ben hala alışamıyorum. Ben normal, kimsenin diğerinin notunu kıskanmadığı bir liseden geldim. Burada bir gün biriyle eğlenip gülüyorsun ya da konuşuyorsun, diğer gün yüzüne bakmıyor veya sana laf sokuyor. Birileri senin dedikodunu yapıyor ona, ne diyor çok merak ediyorsun. Birini senden nasıl bu kadar hızlı tiksindirebileceğini merak ediyorsun. Nasıl bu yüzsüzlüğü yaptığını merak ediyorsun.

İşte böyle olaylar olurken de insan okulunda daha çok doğru ve dürüst arkadaş istiyor. Mia'yı bu yüzden kendi okulunda istiyor.

Bittiği için mutluyum çünkü Mia'yı, İstanbul'u, denizi, İzmir Dikili'yi çok özledim! 4 yılım var daha zaten. Bol bol kötü insan göreceğim sanırım.

İnsanların bu tür yazılarını (kötü insanlarla ilgili) okuyup, aman ne bunalımlar falan derdim. Ama gördükçe de şok olup yazasım geliyor.

Umarım seneye gelen hazırlık sınıfında NORMAL insanlar vardır.

Sevgiler, saygılar blog okurları. Bir ara notlarımı da açıklarım kimse merak etmese de beni mutlu ediyorlar. Sanırım doğru bölümü seçtim :)

Bu da müzik: tık (çalmayı planlıyorum ona göre!)
 

Feli Jo Design by Insight © 2009