1 Mayıs 2011 Pazar

Yine, yeni bir mim!

9 yorum

Yeni mimimiz (mii mii mi mi mii) Mr.E'den geliyor. Alkışş kıyamet!



Konu biraz mutluluk gibi olduğundan, bu parça beni mutlu ediyor. Dinleyerek okuyunuz :)




En sevdiğin 3 görsel:

Ablam (o kadar özledim ki görmem lazım), Eskişehir Kültür Park,süslenince aynaya baktığımdaki görüntüm



En sevdiğin 3 ses:

Duran arabanın içinde yağmuru dinlemek, dalga sesi, Sumi Jo'nun rahatsız etmeyen tizleri(tıkla tıkla)



En sevdiğin 3 tat:

Dondurma, annemin sulu köftesi, Kabataş'ta tramvayın oradaki köfteci amcanın köftesi



En sevdiğin 3 koku:

Ruj kokusu, Cansıns beybi oooşın kolonya, Yumoşun bizim evdeki yumuşatıcısının kokusu



En sevdiğin 3 his:

Korktuğum bir sınavın sonucunun yüksek olduğunu gördüğüm anki his, yazın balkondaki salıncağa uzanıp üstüme örttüğüm pikeyle sallanarak uyurken, esen rüzgarın yüzüme vurması hissi veee evden çıktığımda soğukların bitip baharın geldiğini hissettiren, terletmeyen, güneşli havanın yarattığı his.





Mimlediklerim:





Cumartesi

7 yorum
Yine çok geç oldu.. Yine yazamadım. Ama buradayım! Sürekli bloga bakıyorum ama yazdıklarıma yorum vs. göremeyince de yazasım gelmiyor açıkçası :) Ama bu sefer kendim için yazmaya karar verdim. Hemen stresimi atmalıyımmm!

Bugün bisiklet süren amcaları ve güzel havayı görünce, böyle arkasında sepeti olan 3 tekerlekli bisikletler vardır ya, onlardan olsa, ben de sürsem bu sokaklarda dedim içimden.

Bu güzel cumartesi gününü nasıl geçirdiğime gelelim. 3 Mayıs'ta Yunus Emre Şenlikleri kapsamında koromuz ve senfoni orkestrası olarak sahne alıyoruz. Elimizde bizim söylememiz gereken 3 parçamız var. Fakat en zor parçayı hocamız perşembe günü verdi. Cuma günü de orkestrayla yapılan provaya gittik. Parçayı hiç bilmediğimizden kötü söyledik. Diğer iki parçayı çatır çatır söyledik. Cumartesi saat 10:30da gelmemiz söylendi.

Cumartesi sabahı, düştüm yollara saat 09:30 gibi. Okulun bahçesine girdim, bahçede sadece 1 kişi, o da okulda tek haz etmediğim kişi sanırım. Birbirimize günaydın vs demedik. Oturdum insanların gelmesini bekledim. Prova 11:15 gibi başladı (bilseydim uyurdum). Sonra bir azaaar, bir sövmeleeer. Orkestra şefinin bizi ezmeleriii. Hocamızın bizi küçük duruma düşürmeleri derken, sırf azarlanmak için cumartesi günümüzü mahvettik. Hocamızın parçayı perşembe günü verdiğini şefe bir türlü itiraf etmemesi, aksine bizi zor durumda bırakması.

Gayet sinirli bir şekilde okuldan çıktım. Annemi aradım. Dışarıda kahvaltı yapmalıydım (bir de aç aç o bik bik notaları çıkarmaya çalışmam da cabası). Annem geldi ve dışarıdan güzel görünen, kahvaltısının kötü olduğunu bugün öğrendiğim bir kafede kahvaltımı yaptım. Sonra eve geldik ve gün boyu uyudum.

İşte bu iğrenç cumartesi gününü affedemiyorum. Güzel olabilecek bir gündü, hava çok güzeldi oysa ki. Yarın yine yağmur varmış.

27 Mayıs'ta da bizim özel şan konserimiz var. Umarım iyi geçer. Ondan 1 hafta sonra da finaller başlıyor zaten. Sinirim, stresim tepemde anlayacağınız. Baksanıza ne biçim sinirli gibi yazıyorum. Fakat bütün bunlar bittikten sonra mis gibi 4 aya yakın bir yaz tatili de beni beklemiyor değil hani.

İçimi neden buraya dökmediğimi anlayamıyorum. Halbuki mis gibi blogum var. Şu an çok rahatladım mesela. Oh be!

Bir de şu şarkıyı sevdim. Çok eğlenceli!

Sizleri seviyorum. Yakında tekrar yazmam dileğiyle! :)
 

Feli Jo Design by Insight © 2009