29 Ocak 2011 Cumartesi

İlk şiirim..

10 yorum
Benim ablam eskiden hep şiir yazardı. Aşırı özenirdim ama kelime dağarcığım berbattı. Hala da şiir yazamam, yazamıyorum diye de sevmem. Birileri romantiklik yapıp şiir yazsa kaçarım. Sadece Orhan Veli şiirleri severim ve sanırım onun nedeni de küçükken Müşfik Kenter'in sesinden dinlememdir.

Bir kerelik de olsa bir şiir yazmayı denedim.. Ablam öyle iyi şiir yazardı ki bu işe sanırım 7 yaşında falan başlamıştı. İlk şiirinin son iki cümlesi şuydu :

"Meyveleri severim
Yedikçe hiç doymam."

Ne kadar da sevimli! Fakat benim ilk şiirimi, ablam ergenken yazmış olmalıyım ki aşk, sevgi dolu. Direkt büyük(veya ergen) birinden özenildiği belli yani! Utanarak yazıyorum:


"DUYGULAR

Bütün duygular
Aşk olur
Doğar içime
Güzel duygular

Bütün duygular
Aşk, sevgi ve mutluluğa benzer
Artık bıktım
Bekleyemiyorum
Büyüyüp aşık olmak istiyorum."

Bu iğrenç şiirimi biraz önce ablamla telefonda konuşurken ablam okudu bana. Çok güldüm ve yollamasını istedim. Bloga malzeme çıktı hiç olmazsa.. "Büyüyüp aşık olmak istiyorum" ne ya? Ahahaha.. Ay güldüm.

Bir de müzik koyalım: Hem müziğe hem videoya bayılıyorum. Buyrun!



11 Ocak 2011 Salı

Mimi!

11 yorum

Rory beni mimlemiş :) Bakalım yazabilecek miyim? (Mimi yazan arkadaş kusura bakmasın ama türkçe karakter takıntım olduğundan soruları tek tek düzelttim :))

1) Dindarsınız ya da değilsiniz,inancınız var ya da yok,dinlerini yaşadığını söyleyen insanlarda en çok sizi iten şeyler ne ve neden?

- Körü körüne bağlılıkları ve bağlandıkları şeyin kulaktan dolma olması, araştırmamaları. Sorulan soruları geçiştirmeleri. Nedenine gerek yok sanırım direkt neden bu!


2) Sizi siz yapan özelliklerinizden en belirgin olanı ne?

- Sanırım en belirgin olanı gereksiz derecede iyi ve (veya) yardımsever oluşum.


3) Etrafınızdaki kişilere saygılı mısınız? Neyiniz insanlardan farklı ve ne konuda daha çok saygı bekliyorsunuz?

- Saygıyı hakettiğini düşündüğüm insanlara karşı her zaman saygılıyımdır. Haketmeyenlere haketmediklerini hissettirmem. Laf sokma eğilimim olmaması sanırım beni diğer insanlardan ayıran.

Karşımdaki bana ne kadar laf sokarsa soksun, ben kıyamıyorum aynı şekilde kötü davranmaya. Ama birdenbire sinir yapıp korkunç bir insana da dönüştüğüm olmuyor mu? Oluyor tabii. Herkesin sabrı var.

Okuğum bölüm hakkında saygı isterim mesela. Bağırıyorsunuz denmesine sinir oluyorum. O kadar şeyini yırt bir yeri kazanmak için, okurken de bir sürü ders al.. Neymiş? Bağırıyorsunuz! Beğenmiyorsan dinleme ve yorum yapma. Bu kadar arkadaş!

Bir de geçen gün bir kadın otobüste hangi bölümü okuduğumu sordu. "Opera" dedim "olsun" dedi. Olsun ne ya?


4) İnsanın sizdeki tanımı ne? Karşınızdaki kişide olmazsa olmaz dediğiniz özellikler neler ve neden sizin için önemli bunlar?

- İnsanın bende tanımı yok. Canlı varlık işte. Kimi laf sokan canlı varlık, kimi zayıf varlık, kimi şişman varlık, kimi egoist varlık, kimi psikopat varlık, kimi esmer , kimi sarışın..

Karşımdaki kişide olmazsa olmaz dediğim özellik mimiktir! Mimiği olmayan insana birşey anlatmakta çok zorlanıyorum. Bir de mimik oluyor ama hareket etmiyor bazısında. Mesela kıl kıl bakan bi halde donmuş. Öyle gülüp öyle konuşuyor karşımda. Bir de beni dinliyorsa gözüme bakmalı karşımdaki.. Benim için önemli olmasının nedeni ise, karşımdakini iyi anlayıp iyi iletişim kurmak..


5) Hayata bakışınızı paylaşır mısınız?Sürekli birşeyler için hayatı suçluyor musunuz yoksa hayatta olması gerekenler bunlar ve olması gerekenler yaşanıyor mu diyorsunuz?

- Hayata fazlasıyla olumlu bakıyorum. Kendi hayatımı düşünmekten belki de. Okurken mecburen tek önemli şey kendi hayatınız oluyor. Sınavımı geçsem, şunu şöyle yapsam, bunu böyle yapsam.. Bir süre bencil yaşıyorsunuz belki de. Hayatı sürekli suçlamam, haber izlediğimde küçük bir çocuğun öldüğünü görürsem işte o an suçluyorum. Birkaç dakika sonra geçiyor benim için o suçlama ama o çocuğun ailesi için geçmiyor. Kimsenin başına gelmesin böyle şeyler diyor ve soruya cevabımı bitiriyorum.


6) Savaşların asıl nedeni ne sizce? İnsanoğlu kendinde neyi yok etti ki zulüm denen illet yakasını bırakmıyor dünyanın?

- Savaşların nedeni insanları azaltmakmış gibime geliyor. Sanki ülkelerin başındakiler bir araya gelip, çok fazla gereksiz insan var, bir konu atalım ortaya, savaşır gibi yapıp iş birliği içinde nüfusu azaltalım diyorlar..


7) Sizi en çok huzursuz eden eksikliğiniz ne?Şunu da düzeltseydim daha huzurlu olurdum dediğiniz,gerçeğiniz,boşvermişliğiniz,gamsızlığınız?

- Hormon düzensizliğimi de düzeltseydim daha huzurlu olurdum. Ama sanırım kendimi içten içe seviyorum ve kimseye çaktırmıyorum.(evet şu an büyük bir kitleye çaktırdığımın farkındayım.)


8) Kalbinizin sesi mi mantığınızın sesi mi? Neden?

- Mantığımın sesi! Nedeni, kalbinin sesini dinleyip pişman olacağını düşündüğüm çok fazla insan olması. Hem mantığıma uymayan şey kalbimde de olmaz sanırım. Olduğu an da pişman olacağım :O


9) Biri size bir kötülük yaptı ve biliyorsunuz ki yapılan şey bilinçliydi,tepkiniz nasıl olurdu?Susar mısınız yoksa aynı anda yüzüne vurur musunuz yapılanları?

- Komik olacak ama hem susmamış olacağım bu cevabımla, hem aynı anda yüzüne vurmamış olacağım. Ben de herkes gibi yazılı olarak kendimi daha iyi ifade ettiğimden karşımdakine mesaj veya mail yoluyla anlatıyorum durumu. Ayrıca yazarken düşünebileceğim bol bol. Patır patır birşeyler söyleyip suçlu duruma düşen, kötü olan ben olmak istemem çünkü o yazıyı yazana kadar hem sinirim geçer vahşileşmem, hem daha iyi anlatırım. Eğer ne telefonu, ne maili yoksa bende o kişinin, zaten çok yakın değilizdir. Çok yakın olmadığım insanın bilinçli olarak bana kötülük yapması da beni üzmeyebilir. Küfürümü eder geçerim. Hımınımını..


10) Sizce, sabretmek nedir ve üzerinizde otorite kurmaya çalışan, sizin hakkınızı yiyen insanlara sabretmeli miyiz yoksa karşılık vermeli miyiz?Tepkimiz nasıl olmalı?

- Bu sorularla aklıma hayat bilgisi, türkçe derslerindeki sorular geldi. Metnin üst bölümünde böyle sorular olurdu :) Neyse cevaba geçeyim:

Bence sabretmek , sinirlendiğimiz, sabrımızı zorlayan şeyin fazlalığına eşit olarak eğlenmek, gezmek, bir hobi bulup kendini onunla oyalayarak gerçekleşir.

Hakkımızı yiyen insanlara farkettirmeden çalışarak, yükselmeliyiz. Bir zaman sonra o zaten çok ezik bir duruma düşecektir..


11) Bir konuşma geçti ben böyle bir cümle kurdum:"Karşımdaki insan benim için değerli değilse söylediği cümleler de değerli değildir, isterse hakkımda zanlarla kötü konuşsun hiç farketmez"Bunu söylememin nedeni de şu; biliyorum ki bu dünyada en zor şeylerden biri sizi anlamaya kapalı insanlara kendinizi ifade etmeye çalışmak ve birilerini memnun etmeye çalışmak. Peki siz nasıl düşünüyorsunuz bu konuda?

- Karşımda beni anlamayan insan olacaksa, o ortamda susmayı yeğlerim. Uyurum falan. Ya da (belki iki yüzlüyüm, rol yapıyorum bilemem) hep onu dinler(dinler gibi yaparak dinlemem aslında) hıhı evet tarzı hep onaylayıp o insanla günü geçiririm. Belki de hiçbir zaman düşman edinmeyi sevmediğimden karşımdakini hep mutlu bırakmak isterim. Sevmesem de..


12) Hangi söz sizi rahatsız eder ve neden?

- "Saçmalama" kelimesinden acayip rahatsız oluyorum nedensizce. Söylenen şey karşımdakine uymuyorsa saçmalamış olmam. O benim düşündüğüm şeyin zıttını düşünüyordur. Budur durum. Saçmala kelimesinden tiksiniyorum. Ölsün!


13) Başkasında kınayıp da sonra sizin de yaptığınız birşey var mı?[isteğe bağlı paylaşmak]

- Vardır kesin ama 75 saat düşündüğüm halde aklıma gelmedi.Belki ileride bu soruya "evlenmek" diye cevap veririm :)



10 Ocak 2011 Pazartesi

Mim!!

7 yorum

Mr.E ve Mia Wallace beni mimlemiş!! Ben de geç de olsa yazmak istedim bu mimi..

1- Kaç yaşındasınız ?

20 - 21 arası birşey galiba..



2- İsminizin son harfi ne ?

M



3- En sevdiğiniz renk ?

Siyah olsa gerek.



4- Kilonuz kaç ?

Tosun. (şu sorudan sonra tüm cevaplarım çok kıl olabilir)



5- Boyunuz kaç ?

Orta



6- Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz ?

2. ve son. Benden sonra başkasını çekmek istememişler :)



7- En sevdiğiniz şarkı ?

Caccini - Ave Maria



8- Sizce sarışın mı esmer mi ?

Esmer



9- Sigara kullanıyor musunuz ?

Kullanmıyorum.(Yiyosa kullan!)



10- Alkol ?

Bazen, yeri gelince, içtiğim şeyin tadını seversem. :)



11- Çayı fincanda mı içersiniz çay bardağında mı?

Yerimden kalkmak istemezsem fincanda.

2 Ocak 2011 Pazar

Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun!

6 yorum

Şimdiii.. Sanırım Mia'nın aksine hayatımda geçirdiğim en uslu ve durağan veya sıkıcı yılbaşı akşamıydı. Anlatayım:

7 Ocak'ta konser vereceğim için 31 Aralık'ta anneannemler gelecekti. Anneannem,dedem ve babam.. Ben okuldan geldim uyudum. 7buçukta uyanıp akrabamıza gittik. Oradan gidecektik anneannemleri almaya. Orada zaman iyi geçti. Sonra gittik anneannemleri aldık. Çok özlemiştim.

Evet geldik. Bir ton çerez, cips, içecek vardı. Fakat yoldan aç geldikleri için saat 10buçukta sofrada yemek yedik. Sonra çay içmek istediler annem çayın yanına da mini bir kahvaltı sofrası hazırladı (nedeni yemeği çok az yememizdi, asıl istekleri kahvaltıydı ama ben yemeği çok yediğim için kahvaltı yapmadım). Ben sofrada yemek yemelerini izlerken tvye gözüm kaydı. Havai fişekler patlıyordu. Birkaç saniye önce geri sayım yapıldığını anladım ve yıkıldım..

Her sene ablamla, küçük kuzenimle (küçük dediğim ortaokulda ve çok eğlenceli bir kuzen) evde girerdik. Fakat bu sene gelin görün ki ablam evli, ben Eskişehir'deyim.. Ooof of! Geri sayım yapılırken insanlara bakıyordum dalgın bir halde. Tüm sene insanların yemek yemesini izleyecekmişim gibi. Ya da tüm senem dalgın geçecekmiş gibi. Para sayarak girecektim hani? (Şiir gibi oldu)

İşte böyle. Aslında hiçbir yılım muhteşem ötesi geçmedi benim. Belki hep eğlenerek girdim diyedir.

Kim bilir? Belki de tam tersi oluyordur?

Not: Bu sene çam ağacımızı kutudan çıkarmaya bile üşendik.. (Müzik bulamadım siz Santa Lucia dinleyin. Kayıtlar kötüydü, fizysiz bir yaşam vs. Hayattan bezmedim hayır!)
 

Feli Jo Design by Insight © 2009