25 Haziran 2011 Cumartesi

Bademcik Günlükleri

Pat diye konuya dalmak istiyorum. Sene boyu Eskişehir'in havasından mıdır nedir hep bademciklerim şişikti. Öyle bir şişiyordu ki küçük dilim de ona yapışıp kalıyordu. Şan derslerinde falan ders sonunda da sesim gitmiş oluyordu.

Bu yaz onlardan kurtulmalıydım! Hemen İstanbul Bakırköy'deki ENT (KBB Hastanesi)'den randevu aldık. Gittik doktorcuğum dedi ki "Bunlar böbreğe ve kalbe zarar verecek büyüklüğe erişmiş alınması lazım." Hah dedim ben de onu istiyorum. Annem de doğumlarını narkozla gerçekleştirmiş biri olarak narkoz verilmesinden çok korktu (beni doğururken elektroşokla hayata döndürmüşler kendisini). Doktor da eğer narkozsuz olursa çok acı çekebileceğimi söyledi. Bunu tabi ki istemeyen ben "Narkoz olsuun! Narkoz iyidir!" diye gezdim dolaştım.

Ve ameliyat günü geldi çattı. Bir gece öncesinde korkudan uyuyamadığım ameliyat günü. Ve sonraki günler de uyuyamayacağım.. Önce hastaneye girdik. Bir adam giriştekilerle kavga ediyordu. Çocuğu sünnet olacakmış narkozla (çok mantıklı) ama doktor hala gelmemiş. Biz de korktuk noliy diye. Sonra bizi odamıza aldılar. Böyle adeta otel odası. Sonra hemşireler geldi (tabi ameliyatımı ENTdeki doktorla ama başka bir hastanede gerçekleştirdik.) Bir tanesi kolumda iki delik açtı. Damarı bulamayıp gitti. Sonra erkek bir hemşir (?) geldi o da elimin üstünü deşti. Baktı olmadı, en son bileğimizin şu çok görünen damarına soktu iğneyi. Abbov bir ağrı oluştu ama alıştım sonra. Neyse sonra kızın biri geldi bi sıvı boşalttı. Ben sürekli espri yapıyorum bir stres gelmiş. Dedim şimdi mi bayılıyorum? Kız da şok oldu "Yok bu sadece damarınız tıkanmasın diye bir sıvı" dedi. Yok şaka zaten dedim tip tip bakıp gitti :)

Bu arada bir teyze gelip beni giydirmişti söylemeyi unuttum. Hastane geceliğim oldu bone falan. Sonra sedyeyle geldiler. Önceden internetten bu bilgileri aldığım için biliyordum sedyeyle ameliyat yerine gideceğimi. Yattım sedyeye çiyuvv diye hastane koridorlarını gezdim. Kırk saat asansörü rahat bırakmadılar onu bekledik anestezi uzmanıyla. Sonra çıktık asıl katımıza. Gene bir şey enjekte ettiler bileğimdeki o bıcır plastikten. Dedim bu ne peki? Sakinleştirici dedi. Sonra sakinleştirici derken narkoz mu falan diyordum. Opera muhabbeti yapıyorduk. Sonra göğsüme mavi bir şeyler takıyorlardı ama ne zaman bayılıcam ki çok bilinçliyim diye düşünüyordum. Ama en son göğsüme o mavi şeylerin takıldığını hatırlıyorum. Nasıl bir hızdır!

Ve ameliyat..

Gizem Hanım!! Gizem Hanım!! Gizem Hanım! (Bir erkek bir kadın sesi bunlar) Bu sesle de uyandım. Aaa böyle bitmiş ameliyat falan. Bileğimde farklı bişeyler. Odaya götürüldüm. Böyle hiçbir şeyi hissetmemenin verdiği sevinçle (ve konuşabiliyordum acımıyordu pek o an) güle güle konuştum sürekli. Bu sırada Mia'yla mesajlaşmaya başladım serum yerken. Çok lezzetliydi serum. Birden Mia demez mi ben de aynı hastanedeyim. Bir sevinç bir eğlence. Hemen oda numaramı öğrenip geldi. Hastanedeki ilk ve tek ziyaretçim Mia'm olduu!!

Mia yanımdayken doktor geldi. Bu gece burada kalmak ister misin dedi. Hayır dedim. Tamam zaten gerek yok dedi. Üçüncü gün ağrıdan duvarları tırmalayabilirsin dedi. Korkuyla üçüncü günü bekledim. Üç gün boyu dondurmadan bıktım. Küçük dilim tüm boğazımı kapladı (evet o kadar büyüyebiliyormuş) Acısını da anlatamam. Ve 1 hafta sıvı besinlerle doymaya çalışmak. İlk gün serum mu doyurmuş nedir hiç acıkmadım ama ikinci gün canım nasıl lahmacun falan çekiyor o derece sert şeyler. Boğazımdaki acı da çok hoş. Süt, dondurma, soğuk su, emilen buzlar.. Çok sıkıcı. Suyu bile yutarken ağrı çekmek çok sinir bozucu! Dondurmadan da tiksinmeye başladım ki buna hiç inanmazdım ameliyattan önce.

Bugün dördüncü günüm ve üçüncü günden daha fazla gibi ağrım. Yani asıl bugün tırmalıycam duvarları galiba. 3 tane mimim var ama niyeyse önce durumumu belirtip çektiğim acılardan dolayı yazamıyorum demek isterken upuzun yazı yazdığımı farketmedim. Genelde uyuyorum ki hızlı geçsin ağrılarım.

Not: Bu arada konuşamıyorum. Konuşurken de mıylıyorum. Baba diyecekken bebe diyorum anneye enne diyorum. Bir kibarlık geldi ki sormayın.

Sizleri çok seviyorum.

Bu da müzik olsun : TIK

4 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

Bu kadar sancılı geçmesine şaşırdım. Ben de küçükken olmuştum, hakikaten bayağı ağrıyordu ama yine de bu kadar değildi yahu. Ki ben dondurma bile yememiştim acıyor diye, doktorları bıktırmıştım, o derece. Çok geçmiş olsun. Umarım hemen düzelir :)

Feli Jo dedi ki...

Çok sağol francescam :( küçüklerde daha hızlı geçiyormuş bir de benimki lazerle alındı kansız mansızmış ama ağrısı çok fena. Dikişsiz olduğu için yara açıkta duruyo belki ondandır. :(

Mia Wallace dedi ki...

Felii'mm! nasıl bi şanstır di mi bizde ki! ilk ziyaretçin hatta tek ziyaretçin olmak çok güzeell!

umarım ağrıların hemen geçer :( enfes şarkı koymuşsun bilirsin bayılırım..

ve çarşamba günü gelicem yanına merak etme Canım feli'm.. :*

Feli Jo dedi ki...

Eveet çok şanslıyız Mia'mmm!!

Ağrılarım geçmek bilmiyor ühüü. Şarkıyı koyarken aklıma sen gelmiştin biliyor musun?

Çarşamba günü geleceğine şüphem yokk heyecanla o günü ve o günkü azalmış ağrılarımı bekliyor olucaam :*

 

Feli Jo Design by Insight © 2009