18 Eylül 2010 Cumartesi

Blogumu süsledim!!

3 yorum

Blogumun en üst ve en altına koyduğum resimleri arkadaşım yaptı. Bakmanızı istediğim için de yazdım evet!

Hala hayatımda bir gelişme yok. Yarın bir kamyon gelecek ve Eskişehir'e gidecek eşyaları yerleştirecek.

Bugün fosur fosur uyurken ablam uyandırdı. Babama doğum günü sürprizi yapacakmışız. Uyanmak istemedim başta ama sonra ilk kez kutlayacağımızı farkedip uyandım. Evde enişte var diye giyinmek zorunda kaldım.

Gelişmeleri takip edin. Hatta kalın.

17 Eylül 2010 Cuma

Bunalım

2 yorum

Müzik dinlemenin bana fazlasıyla zevk verdiği şu günlerde; okulumun başlaması için sabırsızlanıyorum. Böyle evi tam olarak düzenlesek herşey hallolsa..

Müzikle ilgili dersler alacağımı bilmek beni heyecanlandırıyor. Konservatuvardaki kimse bu eğitiminden zevk alıyormuş gibi davranmıyor nedense. Bu da beni korkutuyor ama müzikle ilgili eğitim alıp neden sevinmesin ki insan? Sonuçta oraya girene kadar bir yerlerin yırtılıyor.

İçim sıkılıyor, başka bir şehre yerleşmek için hazırlanmak, İstanbul'daki evde herşeyin kolide durması, birşey bulamamak can sıkıyor.

Laptopım hala tamir edilmedi. Sanırım yarın gelecek ama ben o laptoptan aldığımızdan beri memnun değilim zaten. Yeni laptop almak gibi bir durum da söz konusu değil şu ara. Resmen benim için ev kiraladık, yeni masraflar yeni eşyalar. Bir de laptop dersem gözümün üzerine yumruk yemem çok yerinde bir hareket olur.

Her şeyi anlatasım var, aynı zamanda hiçbir şey anlatamıyorum. Düşüncelerimi anlamıyorum ki kelimelere dökeyim. Hem çok mutluyum, hem çok sıkılıyorum, hem sürekli ağlayasım var. Depreyşşaa!!

Şu an içime öküz oturduğundan böyle bunalım yazıyorum ama uyuyup uyanınca bu yazıyı okuyup, "Ne olmuş bana böyle?" diyeceğim sanırım.

İyi ki uyuyunca unutuyorum..

O yüzden de uyuyorum.
Saygılar, sevgiler..

15 Eylül 2010 Çarşamba

İlk Mimleniş..

6 yorum

En yakın arkadaşım Mia beni mimlemiş!!

Mim konusu da şuymuş : " Çocukluğunuzda sizi en çok utandıran, o an... "



Size, ablamın münasebetsizliği yüzünden utanışımı anlatayım.

Bir gün anneannemlerdeyiz. Ben 5-6 yaşlarındayım. Sanırım yine bayram. Salon hep kalabalık ve büyüklerle dolu olduğundan, kuzenim, ablam ve ben içeri odalara kaçardık. Genelde ya saklambaç oynardık, ya da sünnetçilik. Ben sünnetçi olurdum, benden iki yaş büyük erkek kuzenim de benden kaçardı. Kırt kırt kırt diyerek gezerdim evin içinde (Ne iğrenç bir oyunmuş).

Sanırım bu oyunlardan yorulmuş olmalıyım ki, günün sonunda yine anneannemlerin evinde uyuyor bulmuştum kendimi. Ben bulamamıştım aslında, uyuyordum o sırada. Neyse, bu cibiliyetsiz ablam, ben uyurken kuzenime(ki o zamanlar kuzenime aşıktım) "Biliyor musun, Feli'nin poposunun üzerinde ben var." demiş ve ben uykudayken popomu açmış.

Deli olmuş bir şekilde uyandım ve utansam mı, kızsam mı, ağlasam mı bilememiştim. Olan olmuştu artık. Ablama buradan saygılarımı ve sinirlerimi iletiyorum!!

13 Eylül 2010 Pazartesi

pandoMİM!!

3 yorum

Sonunda ben de mim olayına özendim ve ilk mim konumu yazıyorum!!

Mim konum:Yakın bir arkadaşınla olan ve aklında kalan bir anını anlat!

Arkadaş olduğumuzu açıkladığım için, en çok görüştüğüm ve canım arkadaşım olduğu için Mia Wallace ile ilgili anımı yazıyorum(Dünkü olayı o da yazdı fakat bir de benim gözümden değişik olur diye düşündüm):

Ben daha dünkü olayları yazacağım çünkü Mia kadar iyi hafızam olmadığından en ayrıntılı onu hatırlıyorum.. :)

Biz Mia'yla ne zaman güzel birşeyler yapmaya karar verip plan yapsak olmuyordu ama yine de plan yapmaktan kendimizi alamadık. Sabah 10'da oylarımızı verecektik, duraktan onu alacaktım, beraber açık havada kahvaltı yapacaktık, eve gelip ilk defa deneyeceğim kızarmış dondurmalarımızı yiyecektik, film izleyecektik, basket maçını da izleyip dışarı çıkacaktık. Ben Eskişehir'e gideceğim için onu daha şimdiden çok özlemiştim. O yüzden ister istemez planlar kafamda canlanıyordu.

...ve aksilikler başladı...

Sabah 10 buçukta oyumu verdim. Mia'ya mesaj attım. O da nesi? Mia'lar hala evden çıkmamıştı. Biz oy verdiğimiz yerden durağa çıkıp onu alıp eve dönecektik ama ailesi çıkmayınca Mia da ne yapsındı? 11 buçuk gibi oylarını verdiler ve sağ salim buluştuk. Bu arada açık havada kahvaltı düşüncesi bizi iyice germişti çünkü uyandığımızdan beri hava çok sıkıcıydı, şakır şakır yağmur yağıyor, şimşekler çakıyordu. Şemsiye altında yaptığımız soğuk kahvaltıdan sonra, evimize geldik. Hiç olmazsa dondurmalar başarılı olmuştu.

...ve sürpriz haber...

Mia, iki gece bizde kalmak için izin istediğini ve izin alabildiğini söyledi!!
O an dünyalar benimdi. Hayatı hızlı bir şekilde yaşamamıza gerek yoktu. Böylece filmi öbür güne bıraktık. Akşam çok sevdiğimiz arkadaşımız "N" geldi. Onunla muhabbet ettik, basket maçını izledik. Onlar gittiği zaman yağmur durmuştu ve dışarı çıkmayı planlamıştık fakat bir telefonla alt üst olduk. Mia'nın erkek kardeşi aramıştı ve anne babalarının kavga ettiğini, yarın boşanacaklarını, yarın eve gelmesi gerektiğini söyledi. Konuyu daha derin incelemek için bkz.

...dünya başıma yıkılmıştı...

O an ikimiz de şok olmuştuk. Tamam biliyorduk herşeyi ama bu da nesiydi şimdi? Hani planlarımız? Neden yine planlarımız yalan olmuştu? Neden kavga etmişlerdi? Ayrılacaklarsa da Mia eve gidince birşeyler değişebilir miydi? Bencillik yapmayıp durumu derince düşünmeli miydim? Mia bizde bir gece daha kalmalıydı!!

Sabah Mia'yı durağa bıraktık ve gitti...Ben de arkasından bakakaldım. Aklıma Orhan Veli'nin şu şiiri geldi şu an:

Bakakalırım giden geminin ardından,

Atamam kendimi denize,

Dünya güzel.

Serde erkeklik var,

Ağlayamam..


Aynen bu durumdaydım. Yaşanan şeylerin sonunda, bugün ablamın düğününe giyeceğim elbise ve ayakkabıyı almıştım. Bunun sevinci sürerken Mia mesaj attı ve yarın bize tekrar geleceğini, kaçırdıklarımızı telafi edecebileceğimizi söylemişti.

...mutluluk...

İşte yeniden en baştaki gibi mutluyum. Ama bu sefer plan yok! Değil mi Mia? Yarın dışarı çıkar mıyız? Filmimizi de izleyelim mi?

Mimlediklerim (az izleyicim olduğundan şimdilik) : Mia Wallace, Loana, sennediyosunya.

Hepinizi çok seviyorum. Başarılar!! (Mimi sınav olarak gördüm adeta) -

(Saç renklerimiz uymasa da resimde piyano çalan benim, beni her defasında zevkle ve ilgiyle dinleyen, izleyen Mia.)

Unoo!!

5 yorum

Bugün size uno adlı bir oyundan bahsedeceğim dostlarım..

Uno, yanındakine pislik yapma oyunudur. Pis yedili ve dost kazığı isimli oyunlara benzetirler ama şahsen uno dışında hiçbirini bilmiyorum. Ama uno oynarken çok eğleniyorum.

Uno'da amaç elindeki kartları bitirebilmektir. Kurallarını daha derin öğrenmek isterseniz buradan okuyabilirsiniz.Gerçi kurallar oynarken beyinde daha iyi yer eder.

Uno'nun adı elinde tek kağıt kalınca "Uno!!" deme zorunluluğundan gelir. Demezsen 2 kağıt daha çekersin.

Kuralları tam olarak en yakın arkadaşım Mia Wallace 'tan öğrendim. Kurallarda yazmayan ama Mia'dan öğrendiğim en güzel kural; ortaya sıfır atıldığında herkesin el değiştirmesi durumu süper. Tam bir kağıdın kalmış bitecekken biri sıfır atar ve eline yelpaze gibi bir sürü kağıt gelebilir. Yelpazesi olana da tek kağıt. Böyle ne olacağını kestiremediğin bir şans oyunudur bu uno.

Umarım hepimiz uno oynarız ve uno ekmek yeriz. Hıhı evet.

7 Eylül 2010 Salı

Sonuçlanan Anketler..

2 yorum

Ne zamandır farketmiyordum şu an farkettim. Meğer iki anketim de sonuca ulaşmış.

Kime göre neye göre anketimin sonuçları: %62 kime, %37 neye

Kedi mi köpek mi anketimin sonuçları: %15 kedi, %84 köpek

Şimdi yorumlamalarıma geleyim.. Resmen kendi oylarımın cevapları kazanmış :) İnsanların genelde diğer insanlara göre karar aldığını düşünüyorum. Bir nesneyi birşeyi düşünmektense, sevdiği insanın yönlendirmesi, kararında daha etkili oluyor. Pek anlatamasam da anladığınızı biliyorum :)

Kedi, nankör olarak; köpek ise insanların dostu olarak bilinir. Bir arkadaşımın birkaç yıllık kedisi azdığı an sahibini bırakıp kaçmıştı. Köpeklerin böyle birşey yapacağını sanmıyorum. Köpeğim olmasa da böyle düşüncelerim var.

Şuradan parçamızı da dinleyelim!Yeni anketlerde görüşmek üzere..

Yeni ve Lezzetli Bir Blog!!

0 yorum

Kaç gündür bu bloguma yazamıyorum çünkü yeni bir blog açtım!

Bu blogu yeni evlenip, okumaktan dolayı pek yemek öğrenememiş ablama adadım. Ben Eskişehir'i kazandığım için (oleyto) ablama annem de ben de bu konuda yardım edemeyeceğimizden böyle bir çözüm ürettik. Buraya ablama yüzyüze anlatır gibi yemek tarifi yazıyorum.

Ben ondan küçüğüm ve nasıl daha çok yemek pişirdim diye merak ediyorsanız, 4 senedir evde oturuyorum, sadece haftada bir ya da iki gün şan ya da piyano dersine gidip kalan günleri evde geçiriyordum. Zaman geçirmek için de yemek pişirip duruyordum.

İşte böyle... Beni oradan da takip ederseniz sevinirim! Sizlere şimdiden afiyet olsun!!

Bu yazıma müzik eklemek istiyorum. Şarkı da şu olsun. Shutter Island filminin soundtracki. Sevgiyle kalın!!
 

Feli Jo Design by Insight © 2009