30 Ağustos 2010 Pazartesi

Eskişehir, sen benim yeni şehrimsin..

2 yorum

Eskişehir beni kurtardı sanırım. Bu kalabalık, moral bozucu şehirden çekip aldı adeta..

Eskişehir ile pek alakalı olmayan, ama bizi bu karmaşadan kurtardığı için Eskişehir diye başladığım yazıma devam edeyim. Durum şu:

Dün akşam ablamı istemeye geldiler. Tabii ki verdik gitti. Bir sürü sorun çıktı servis sorunları vs. Meğer ne kadar gergin birşeymiş istenmek. İstenmek değil de vermek çok zormuş, hele de verilen kişi hayal dünyasında yaşıyorsa, ona gerçekleri göstermek çok daha zormuş.

Neden kız istemenin bu kadar kuralı var? Artık teknoloji gelişti. Bence kız isteme işi telefonla, internetle falan olmalı. Sonuçta "Verdim gitti!" denilmeyecek mi?

Bir de isteme, televizyonlarda gördüğümüz gibi değilmiş meğer.
Ben şöyle görürdüm:
Kız tarafının çekirdek ailesi ve erkek tarafının çekirdek ailesi bir araya gelir. Babalar konuşur, damat ezilir büzülür, kahveler içilir, en son kız istenir ve evlere dağılınır.

Şimdi gerçek kız istemeye dönelim :
Kız tarafı evini hazırlar. Börekler, çörekler, pastalar. Bir nevi gün ortamı. Altın günü. İstenen kız hiçbir işe elini sürmez. İstendiği için prenses modunda bir gün geçirir. Makyajı saçları yapılır kıyafet giyilir, sadece beklenir. Kız tarafındaki bütün büyükler çağırılır, aileleriyle birlikte. Dayılar, yengeler, teyzeler, annenin dayıları, teyzeleri, anneanneler, dedeler.. Kapı çalınır. Bir açarsın ki içeri bir 30 kişi doluşur. Büyüklü küçüklü. Ha bir de onlar gelmeden evin iki odası sandalyeler ve sehpalarla donatılır. Bu kadar kişiye kahve yapan da gelin değil, kahve makinesi olur. Kahveleri başkası yapar, geline sadece tepsi verilir. Sonra fotoğraflar, yüzükler (bizim nişan, isteme, söz aynı gündü belki de ondan), pastalar..

Herkes gidince derin bir "Ohhh!!" çekilir. Aynı zamanda anne ağlar, gelinin kardeşi anneye sarılır.

Kısacası kız istemek, kız vermek çok gergin birşeydir. Evlenmeyi düşünmezdim, iyice beynimden sildim. Aileme bu kadar zorluk çıkarmaktansa, evlenmem daha iyi :)

Siz siz olun, kız isterken teknoloji kullanmayı sakın unutmayın..

Parça da bu olsun :) Tülay German'a bak bee : http://fizy.com/s/1ahlh7

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Şimdi okullu olduk!!

10 yorum

Sonunda, 4 yılın sonunda, ben de üniversiteli oldum!! Hayallerimi gerçekleştirdim. Gerine gerine yazabilirim artık kazandığım yeri: Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü Opera Anasanat Dalı!! Ooh upuzun :)

Kazandığım halde İstanbul'da yaşadığım için İstanbul Üniversitesi'nin de konservatuvar opera sınavına girdim. Birinci aşama sınavında kapıda içeri gir anlamında çalınan zili duymadım. Adam kapıyı açtı içeri girip "Pardon zili duymamışım." dedim ve jürideki teyzeden bir cevap geldi "Gel buraya duyarsın çocuğum!". Bu laftan sonra zaten yeterince soğuduğum bu ortamda gerildim de gerildim. Hiçbir yerde yazmadığı halde marş söylemem istendi. O an "İzmir'in dağlarında çiçekler açaaar" marşı geldi ve söyledim gayet iğrenç bir halde. 2 gün sonra sonuçlar açıklanmıştı ve ben 150 kişi içindeki şanslı 20 kişiden biri olmuştum. Çok şaşırdım ama Eskişehir'i çok beğendiğim için diğer sınava pek girmek istemiyordum. Arkadaşım S.nin ısrarı ve ileride pişman olmamam için sınava girmemi söylemesi nedeniyle bu aşamaya da girdim.

İkinci aşamada 10 kişilik kadar bir jüriye ariamı söyledim. Ardından "Kalabalık bir tren garındasın.Biri sana seslendi. Şaşkın şaşkın etrafına baktın. Sonra yanlış duymuşum modunda yoluna devam ettin. Bunu canlandır." dediler ve yaptım. Başta tren garı yerine trendeymiş gibi yapsam da :) sonradan pardon gardaydım diyip düzelttim. Bunu da yaptıktan sonra şiirimi okudum ve çıktım. O şanslı 20den biriydim ama şanslı 10a giremedim. Ama zaten çok kötü bir internet sitesi var konservatuvarın. Hala internette açıklanmadı mesela ama liste çoktan kapıya asıldı. Ha ayrıca Anadolu Üni. iki aşamayı da sahnede yaptı ama İstanbul Üniversitesi o minicik sınıflarda yaptı..

Neyse ki artık Eskişehir'liyim. Es es.. Yıllardır istediğim bölümü, böyle güzel bir şehirde okuyacağım için de çok mutluyum. İyi dileklerini benden esirgemeyen herkese çok teşekkür ediyorum. Sizleri çok seviyorum!!

Ha bu arada, ablamı pazar günü istemeye geliyorlar. Ben hiç sevgilisi yok sanarken, meğer eski sevgilisi ile barışmış ve evlenme kararı almışlar. Sınavım var diye de kimse bana çaktırmamış. Cuma günü sınavdan çıkar çıkmaz bana söyleyeceklermiş. Pazar da istenecekmiş. Annem erkenden söyledi bana durumu. Bir iki ağlamadan sonra verdim gitti. Yarın istemeye geliyorlar. Böylece annem bir İstanbul bir Eskişehir yapmayacak hep benim yanımda kalacak. Meğer kızı vermek tüm sorunları çözüyormuş hehe..

Hepinize mutlu seneler.. Sizin de hayalinizin gerçek olması dileğiyleee!!

19 Ağustos 2010 Perşembe

Donuk bakışlar..

4 yorum

Bugün lise arkadaşımla buluştum ve watsons mağazasından şu göz dinlendiricileri aldım. Aşırı rahatlatıyor şu sıcaklarda. Ayrıca göze koyunca komik bir görüntü de elde edebiliyorum oley. Takma kirpiğe ne gerek? :)

Ayrıca bugün mağazalarda ne denesem üzerime oldu(demek ki hep büyük bedeni varmış:)) beni mutlu etti herşeye rağmen. Boğazım, öksürüğüm hala geçmedi!!

2 gün sonra Eskişehir'e yola çıkıyoruz! Bir an önce sesim düzelmeli, öksürüğüm geçmeli; yoksa jürinin üzerine üzerine hırıl hırıl öksürebilirim :)

Bu yazıyı öylesine yazdığım için her konudan kısa kısa bahsettim. Amacım sadece fotoğrafı koymaktı(yanaklı foto) ve bir konu üretemedim. Evet üretemiyorum, böyleyim :(

Lay lay lomm!

17 Ağustos 2010 Salı

İlk mini halk konserim..

6 yorum

5 gün süren hastalığımın sonunda doktora gitmeye karar verdik ve bu sabah doktora gittik. Yıllardır Çapa'daki devlet hastanesine gitmiş biri olarak özel hastaneye bayıldım. 12 Liraya 15dkya işimiz bitmişti.

Doktora sınava gireceğimi, bir an önce iyileşmem gerektiğini söyledim. Önce steteskop mudur nedir onunla sırtımı göğsümü dinledi. Bu sırada Türkiye'nin, ardından Yunanistan'ın en ünlü sopranolarının adını sordu. Şans eseri Maria Callas'ın Yunanlı olduğunu yeni öğrenmiştim. Hemen cevap verince hoşuna gitti. Sonra löpüç karnıma dokunup başımıza Pavorotti mi olacaksın dedi kilomdan dolayı. Güldüm geçtim :) Sonra sanırım mesleğini severek yapmıyor olmalı ki, "En güzeli istediğin şeyi yapmış olman, Vehbi Koç olsan da öleceksin sonuçta." dedi ve 3 tane ilaç yazdı. Başarılar diledi.

İlaçları kullandığım ilk günün akşamı sesim iyi gelmeye başladı. Arada fıslıyordu ama çıkan ses de iyi çıkıyordu.Öksürmeye devam ediyordum.

Akşam ev çok sıcak olduğundan ve klimayı açmak yasak olduğundan, evden çıkıp parka indik. Parkta telefonumdan Vivaldi'den Sposa Son Disprezzata ve yine Vivaldi'den Vedro Con Mio Diletto'yu açarak eşlik etmeye başladım. Bir zaman sonra alkış koptu. Yanda top oynayan liseli yaşlarda olan 6 çocuk beni alkışlıyordu. Yanıma geldiler ve bir tane daha söylememi istediler. Annem de istedi. Uyarımı yaptım ve öksürebileceğimi, sesimin gidebileceğini belirttim. Sorun değil dediler. Başladım Bach'ın Quia Respexit'ini söylemeye. Varoş bir semtte oturmamıza rağmen parçanın sonuna kadar dikkatle dinlemeleri çok hoşuma gitti. Abla bana müziği sevdirdin valla diyen bile oldu.

İşte böylelikle ilk halk konserimi vermiş bulundum. Kaç gündür konuşurken bile sesim giderken, bugün aniden böyle iyi söylemiş olmak, hatta dinleniliyor olmak çok hoşuma gitti. Sınava son 6 gün. Sakin olmalıyım. Oldum! :)

Bu videoyu da izlemenizi tavsiye ederim :) Sahne şovuna bayıldım, dekora vs. Ayrıca Antonio Banderas'ı ilk defa beğendiğim video bu oldu :)

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Hırıl hırıl...

2 yorum

Son günlerde bizi korkudan öldürecek bir sorunumuz var.. Haftaya cumartesi Anadolu Üniversitesi Opera Bölümü Yetenek Sınavı'na girmek üzere Eskişehir'e yola çıkacağız. Pazar ve pazartesi günleri sınav var.Fakaaat gelin görün ki, yaklaşık bir haftadır deliler gibi öksürüyorum. Şarkılarda sesim gidiyor, şarkıyı söylerken 3,4 kere öksürme geliyor. Bir ton ilaç içiyorum, geçmezse diye aşırı korkuyoruz.

Hep iyi olanı düşünmeye zorluyorum kendimi. Geçecek.. Daha 1 hafta var sonuçta. Hem niyeyse jürinin benim hastalığımı düşünerek dinleyeceklerini düşünüyorum ama bu hastalıkla ses güzel çıkmazsa ne yapabilirler ki? Sınavı benim için erteleyecek değiller. Yani ya iyileşeceksin ya da iyileşeceksin.

Hepinizden sonsuz dua,iyi dilek vs. bekliyorum. Hayatımın sınavına bu kadar az kala bu sorun daha fazla sürmemeli!

konuyla ilgili parça : http://fizy.com/s/1aj3xs

13 Ağustos 2010 Cuma

Yükselen burcun şaşırtıcılığı..

0 yorum
Bugün anneme doğum saatimi sordum ve hesaplayıp yükselenimin yengeç olduğunu öğrendim. Normalde akrep burcuyum. Yengeç yükseleninin özelliklerine baktım ve anlattığı bir bölüm aynı ben :O Çok şaşırdık. O yüzden paylaşmak istedim. Zayıf yönlerimi görmenizi istemezdim ama..

"Sizin en belirgin özellikleriniz arasında duygusallık, merhametli oluş, hassaslık ve sadakat göze çarpar. Adeta gözyaşlarını akıtmaya hazır bir insansınız. Son derece anaç ve korumaya yönelik davranırsınız. Sevdiğiniz insanların her şeyi ile ilgilenirsiniz. Sizin için sevgi, aile,baba ve anne çok önemlidir. Buna karşın maddi güven içinde bulunmayı da istersiniz. Sizin evinizden,ailenizden ve vatanınızdan uzaklaşmak son derece zordur.

En göze çarpan şey sizdeki güven eksikliğidir. Yine de cesaretinizi toplayıp kazanacağınızdan emin olduğunuz alanlarda büyük bir coşku ile davranabilirsiniz. Aslında çalışkan ve girişken bir insansınız. Ama biraz telaşlı olduğunuzdan dikkatsiz davranabilirsiniz. Neşeli ve canlı bir durumdayken aniden bir neden olmadan somurtkan ve dargın birisi olabilirsiniz. Bu sırada aklınıza bir şey gelmiş veya birinin önemsiz bir sözüne takmış olabilirsiniz.

Sizi bir insan,fikir veya konu çekebilir ve tuttuğunuz şeyi asla bırakmak istemezsiniz. Eskiye ve kurallara bağlısınız."

Keşke olmasam :)

10 Ağustos 2010 Salı

Takipçi sayısı az olan bloggerın isyanı..

5 yorum

Neden diyorum? Neden benim takipçi sayım 7de takıldı? İnsanların yüzlerce binlerce takipçisi varken, benim neden bu kadar az?

Diyorum sürekli yazmıyorum diyedir, sonra sürekli yazmaya başlıyorum. Sonuç? Artı bir?

İsyanımın tek nedeni, yandaki resmi beğenip onu bir yazımda paylaşmak istememdi. Nih nih nih.. Korkutmak istemezdim kimseyi bu ciddiyetimle. Benim ciddiyetim en çok 10 dk sürer..

İyi eğlenceler, iyi günler, iyi ramazanlar 7(YEDİ!!) takipçim..

dinleyin şunu(hala sinirli olmak) :
http://fizy.com/s/16hw6l

8 Ağustos 2010 Pazar

İkinci tv denemesi..

2 yorum
Bu sefer daha fena bir durumla karşı karşıyaydım.Bir gün taksimdeki bir kanala gittim.Sadece iş görüşmesi için.Ben de çok çekingendim adam ne iş vereyim dese istemedim çünkü ya sokakta röportaj yapacaktım, ya da arkada kayıt aletleriyle ilgilenecektim.Aletleri de bilmediğim için yine çekinmiştim.Başlarına dert olmak istemiyordum en baştan o koca kayıt aletlerini öğrenemezdim kısa zamanda.

Annemin arkadaşının tanıdığıydı oradaki adam.O yüzden annemle görüşmeye gitmiştim.CV'me hobilerim bölümüne şarkı söylemek yazmıştım.Adam onu görüp, anneme dönüp dedi ki : "Güzel şarkı söylüyor mu?" annem de evet diye onayladı.Adam daha sesimi dinlemeden bir dakika dedi.Birini aradı ve buraya gelmen lazım, sana bir ses dinleteceğim falan dedi.Ben şok içindeydim.İş görüşmesi şaka gibi birşeye dönüştü.Adam 1 saat içinde gelecekmiş, çünkü Kadıköy'deymiş.Üzüldüm o an adamın benim için o kadar yolu gelmesine.Bir saat dışarı çıkıp oyalandıktan sonra geldik kanala.

Adam bana bir şarkı söyle dedi.Ben hala şokta olduğumdan ne şarkı ayarladım içimden ne birşey.İki saat beklettim.Utanıyorum dedim kapıyı kapatalım dedi sanki ben dışarıdakilerden utanıyormuşum gibi.Neyse başladım türk sanat müziğine.Şimdiki gibi opera söyleyemiyor, annem sevdiği ve sesim de gittiği için tsm parçaları söylüyordum o zamanlar.Başladım: "Seniii beeen elleriiin oolsuuuuun..."Bitince adam hiç detone olmadığımı, eğitim almadığım halde sesimin iyi olduğunu(höh?) yarın 11de beni programına çıkaracağını söyledi.

Benim iş görüşmesi oldu beni ünlü yapma çabası.Genç yetenek falan iğrenç bi duruma düşmüştüm artık.Öbür gün öle öle gittim ve programın canlı yayın olduğunu öğrendim.Ayrı bir gerildim.Neyse program başladı ben kenarda ayaktayım.Sunucu "Sevgi yumağı" dedi öyle durağan bir programdı.Benim gülesim geldi.Kameraman da gülüyordu kii adam direkt adımı söyledi o sevgi yumağından nasıl bana aniden geldik anlamadım.Kamera bana döndü.Aniden ciddileşmemle birlikte, kameraman yarıldığı için sanırım içeri kaçtı.Kamera bana dönük olarak kaldım öyle.Tabi kendime güvensiz olduğum için de hiç hareket etmeden, put gibi söyledim.Sırf kafamı çekmiş kamera.Olduğumdan 75 kilo fazla çıkmışım.

İşte böyle hüsran dolu bir iş görüşmesi(?) geçirmiştim.İşe de almadılar kandırılmış gibi öylece döndüm.Hala bir işe girip kendi paramı kazanamadım.En iyisi üniversiteyi kazanıp bitirmeyi bekleyeyim de, bildiğim bir işe başlarım artık.

parça da bu olsun : http://fizy.com/s/1aj3nx

Yalan söyleme bana..

2 yorum
Etrafımdaki çoğu insanın yalan söyleyemediğimi düşünmesi üzerine bunları yazmayı planladım.Evet.. Eski yalanlarım..

İlk yalan : Öncelikte ilkokul 1. sınıftaydım.Çok sevdiğim bir öğretmenim vardı ama derste hep uykum gelirdi ve canım sıkılırdı.Gülseren Teyze vardı okulda hizmetli, okulun içinde de evi vardı.Annem de aynı okulda öğretmendi.Bir gün derste dedim ki, öğretmenim karnım ağrıyor.Gülseren Teyze'ye yolladı beni hemen.Sonra annem girmiş sınıfa."Kızım nerede?" demiş.Öğretmenim de durumu anlatmış.Annem de nasıl oldum diye yanıma geldi ve gayet yata yata çizgi film izliyordum gözler cin gibi.İlk yalanım bu oldu sanırım.

Aklıma gelen ikinci yalan da şu: Gene 4. sınıfa falan geçmiştim.Güya amcamın(halbuki Almanya'da yaşardı)bizim evin karşısında kırtasiyesi varmış.Orada oyuncaklar da satıyormuş.Büyücü takımı getirtmiş.Ben de o büyücü takımını giyip ablamın kafa kısmını eşeğe çevirmişim.Kız arkadaşlarım tabi merak etmişlerdi ve onlara da getireceğimi söyledim.Yalanın daniskası.Yalanım gitgide benim rezil olmama doğru ilerliyordu.Birşey deneyecektim ama yiyeceklerini düşünmüyordum.Birkaç gün geçti hep getirmeyi unutuyordum güya.Birgün arabanın bagajında dedim.Araba okulun bahçesindeydi babam benimle aynı okulda öğretmendi.Babandan iste anahtarı verir dediler.Emindim vermeyeceğinden ama gidip istedim.Aynen lööp diye anahtarı elime koydu.Çok şaşırmıştım.Gittik bagaja.Bagajı zor açmış gibi yaptım.Açtım bagajı,bi ton şey vardı.Güya ulaşamıyor gibi yaptım.Bayağı bir cebelleşmiş gibi göründüm ve sonunda hemen çıkıp bagajı kapadım.Onlara yetişemediğimi başka zaman vereceğimi söyledim.Bu yalan da böylece sona erdi.

Üçüncü yalan : Bir kere atvde disneyli bir yarışma vardı.Katılmıştım arkadaşımla ama sonuncu olduk.Zaten şişmandım tosun tosun beni takım kaptanı yapmışlardı istemediğim halde.Sonra heyecandan sağımı solumu karıştırdım labirent oyununda falan.Neyse benim için iğrenç bir deneyimdi.Zaten tvye 2 kere çıktım 2si de hüsran.İkinciyi de başka bir kayıtta anlatırım.Neyse okula gittiğimde bunları anlattıktan sonra Sibel Can'ı kuliste gördüğümü, gözünden lensini çıkardığını, aslında gözünün kahverengi olduğunu söylemiştim tüm sınıf da buna inanmıştı..

Sanırım daha birçok kez yalan söylemişimdir ama aklıma gelenler bunlar.Yalan söylemeyi neden beceremiyorum bilmiyorum ama bu ara alıştırmalara başladım.Ablam beni test ediyor vs.Başaracağıma inanıyorum.İyi ne güzel işe yalan söyleyemiyorsun demeyin çünkü çoğu zaman işe yarar yalanlar.Bazen insanları üzmemek, bazen kendini kandırabilmek için..

konuyla ilgili parça : http://fizy.com/s/1ai6wo

3 Ağustos 2010 Salı

Nasıl bir filmdin sen öyle?!

0 yorum
Biliyorum bu konu bu ara çok ünlü fakat ben de gittim ve ben de bu filme yorum yapmak istiyorum.Film tabi ki Inception!!O ne oyuncular, o ne çekimler öyle?!

Arkadaşım Mia,ablasi,ablam ve ben girdik sinema salonuna.Daha baştan sonunun tahmin edildiği bu film, tahmin doğru çıktığı halde şaşırtıyor(bunu nasıl yapıyor inanın anlamadım ama çekimlerin muhteşemliğinden olabilir).

Filmin çoğu sahnesini yaşamış gibi hissediyorsunuz.Film hakkında çok şey söylemek istemiyorum çünkü izlenmesini istiyorum..Rüyada çoğu zaman yaşadığımız şeyleri, insanların da bizim gibi yaşaması; hatta bunun bir film olarak çekilmesi çok etkileyici zaten.Leonardo DiCaprio şarap modunda ilerliyor.Gitgide daha hoş oluyor adam.Oyunculuk zaten şaka gibi.Yönetmen Christopher Nolan hep şakaydı hala şaka olarak ilerliyor.

Bu arada nasıl teknoloji o kadar ilerledi yahu.Adam nasıl rüyalarımızda yaşananları aynen ekranlara aktarabilir?Hisleri bile tahmin edebiliyorsunuz.Birden birşeylerin patlaması, öldükten sonra rüyanın devamının olmaması..Neyse ben hislerimi açıkça anlatamıyorum ama anlaşıldığı üzere çok etkilendim ben filmden.Kekemeyim sanırım artık.

Çıkışta hepberaber bowling oynamaya gittik ve ablam son sayıyla yendi.Sonuncuydum kendimi kutluyorum.Sanırım benim bileğim yamuk.Ne yollar denediysem deneyeyim(karpuzlama,sağ elle atma,sol elle atma,bilek döndürme,hızlı atma,yavaş atma,ağır topu hızlı ve yavaş atma,hafif topu hızlı ve yavaş atma vs.) bir türlü beceremedim.Hala moralim bozuk ama bu ara herşeyi sınavı kazanıcam o yüzden diye noktalıyorum.Ve bunu da böyle noktalayayım..

Kazanacağım ya o yüzden..

konuyla ilgili parça : http://fizy.com/s/1drtit

..ve başvurular tamam!!

0 yorum
Bugün sabahın 7sinde uyanıp hazırlanıp babamı bekledik(kendileri İzmir'de kendine göre etik tatilini yapıyordu.) Gecikti ve İstanbul Üniversitesi'nin kapısına gittiğimizde öğle yemeğine denk gelmiştik.Neyse ki 1 saat kadar bir beklemeden sonra hemen işlerinin başındaydılar.

Çok burnu havada tipleri göreceğimi sanarken bir de baktım ki o başvuru ortamında bile bir kaynaşma oldu.Bu çok hoşuma gitti.Sınava başvuran ikinci kişiydim o da ayrı bir sevinçti benim için.Ne kadar az rakip,o kadar kazanma şansı :)

Formlarımı doldurup annemle sıraya girdikten sonra, kaydı yapan sevimli hanımefendiye aria mı lied mi söyleyeceğim dedim ve bana "Sen bilgili bir kıza benziyorsun sana kitapçık ve cd vereyim." dedi.Çok sevindim.Belki sadece memurdu ama yine de insan seviniyor.Aldım cdyi eve gelince inceledim.Birinci aşamada sorulacak soruların örnekleriydi ve ben hepsini doğru yapıyorum.Sanırım bu sene olacak.Bu hissim iyice arttı!!Lise biteli 4 sene doldu bitti ve sonunda sanırım bir üniversiteye gireceğim hem de hayallerimi takip ederek!!Umarım umutlarım boşa çıkmaz!Yihaa lalalalaa.Müziğin rüzgarı bizimle olsunn(Trt ses tonu ile)

uygun parçamız bu olsun(aaa athena'nın herşey güzel olacak parçasını koyacaktım ama daha uygun bir parça buldum heheh) : http://fizy.com/s/14cf95
 

Feli Jo Design by Insight © 2009